Yedikıta Dergisi 77. Sayı (Ocak 2015)

Yedikıta Dergisi 77. Sayı (Ocak 2015)

Bu üründen 195 adet satılmıştır.

Kategori
Yedikıta Dergisi
Yayınevi
Yedikıta Dergisi
Dil
Türkçe
Boyut
21x29.7cm
ISBN
Stok
0
Sayfa Sayısı
80
Yazar
Komisyon


“Bu milletin askerî tarihi yazılmamıştır… Fakat asırlardan beri ordu defterleri, askerî emirleri, muhasara ve yol jurnalleri bu mahzende şimdiye kadar saklı duruyordu. Vergi, emlâk, nüfus, bütçeler gibi malî anâsır tarihleri yazılmamıştır. Fakat vesikaları saklı duruyordu. Fünun ve maarif (fen ve eğitim) tarihleri yazılmamıştır…

Sanayi-i Nefîse (Güzel Sanatlar) şubeleriyle Türk evlerinin, bahçelerinin tarihleri yazılmamıştır… Kâğıt, mürekkep, mühür, imza, cilt, ebru tarihleri yazılmamıştır. Ziraat, ticaret, sanayi, maadin işleri tarihi yazılmamıştır… Fakat vesikaları duruyordu… Şimdi bu vesikaların bir kaç yüz bini uçmuştur. Daha birçok defterlerin de imhasına ayrıca karar verilmiştir. Yakında bu da olacaktır…”

Kısaltarak iktibas ettiğimiz bu satırlar, Bulgaristan’a satılan, 22 ton civarında ve her biri iki yüz kilonun üzerinde yüzden fazla balya içindeki evrakın hurda kâğıt diyerek, saman fiyatına satıldığını gören Muallim Cevdet’e ait. Söylediği gibi binlercesi daha, eski ile hesaplaşmaya kurban gitti… Ne hazindir ki bugün, İsmet Paşa’ya sunduğu bu feryatnameyi yazdıran tarih ve kültür kıyımına “Bulgarlar tarih bakiyesi evrakı iyi ki satın almış, sahip çıkmışlar” diyoruz yüzümüz kızararak!

Bu ay, 84 yıl önce yaşanan bir meseleye mercek tutarken aslında bazı noktalara dikkat çekilmesi gerekiyor. İlkin; bir milyonu aşan vesika, 720 maliye ve 405 tımar-zeamet defteri olarak bildiğimiz evrak, doğrudan Bulgaristan devletine veya arşivine değil, Bulgaristan’da faaliyet gösteren bir fabrikaya hamur yapılmak üzere satılmıştı.

İkincisi, sevk edilen evrakı görerek kamuoyuna duyuran İbrahim Hakkı Konyalı’nın dediğine göre bu, Bulgar bir albay ile ekibinin bir süredir planladığı bir satıştı. Valilik, maliye ve defterdarlık düzeyindeki birkaç işbirlikçinin evrakı değersiz göstermeleri sayesinde satış onaylanmış, henüz kâğıt fabrikası teslim almadan balyalara Bulgar devleti el koymuştu.

Son husus ise, devrin gazetelerinde ve sonraları da çokça yazıldığı üzre, bu evrakın bir kısmının Vatikan’a satılmış olduğu iddiasıydı.

Bu nokta, günümüzde hâlâ devam eden eski kitap ve belgeleri tasfiye zihniyetine karşı kulaklara küpe yapılmalıdır.

Bu ay, yine birbirinden orijinal mevzularla okurlarımızla buluştuk. İrfanoğlu İsmail Efendi, Sarıkamış’ı bir asker olarak anlatıyor; Burhan Çağlar, Kanada Toronto Üniversitesi kütüphanesini farklı cepheleriyle Yedikıta okurları için yazdı; Şair Sultanlar serimizde araştırmacı yazar Mehmet Amaç, Adlî’yi kaleme aldı; Tarihçi-Yazar Ömer Faruk Yılmaz, Keçecizade Fuat Paşa’nın hayatını bir ibret tablosu olarak sergiledi. Bu ay Tecrübe Konuşuyor bölümünde halen Princeton Üniversitesi’nde görev yapmakta olan M. Şükrü Hanioğlu yurt dışından bir akademisyen gözüyle ülkemizdeki kültür faaliyetlerini ve kendi çalışma prensiplerini Yedikıta okurlarıyla paylaştı.

Mevlid Kandilinizi tebrik ederiz.

Gelecek sayımızda buluşmak dileğiyle…