Yedikıta Dergisi 56. Sayı (Nisan 2013)

Yedikıta Dergisi 56. Sayı (Nisan 2013)

Bu üründen 72 adet satılmıştır.

Kategori
Yedikıta Dergisi
Yayınevi
Yedikıta Dergisi
Dil
Türkçe
Boyut
21 x 29,8
ISBN
Stok
0
Sayfa Sayısı
80
Yazar
Komisyon


"Mimar Sinan olmasaydı, Ayasofya olmazdı" demekten öte, "Ayasofya bir Osmanlı eseridir" demek hiç de yanlış olmaz... Esasen Ayasofya, yıllardır söyleyecek söz, anlatacak kelime bulamadığımız, boğazımızda düğümlenmiş hassas bir mevzu... O kadar çok konuşuldu ki Ayasofya üzerine; doğrular ve yanlışlar birbirine karıştırılır oldu. İnşası, camiye çevrilmesi, müze haline getirilmesi birer efsane halini alırken bu devasa yapının ifade ettiği mana göz ardı ediliyor gibi.

Necip Fazıl Kısakürek, meşhur Ayasofya hitabesinde "Ayasofya, bir mananın zıt manaya taarruz ve onu zebun edişinin, bütün dünyada eşi olmayan âbidesidir... Öbürleri belli başlı ruh içinde birer mekân da, Ayasofya mekân içinde ruh; zıt mekânda gâlip ruh... Yeryüzünde çok kilise camiye ve nice cami kiliseye çevrilmiştir ama böylesi, tarihi şartları bakımından tektir" diyerek, bu yapının ifade ettiği mananın bir yönünü ortaya koyuyor.

Ayasofya, 480 yıl sadece bir cami olarak kullanılmamış, aynı zamanda fethi ve ‘Fatih'ini haykırmıştır yedi cihana. Ayasofya'ya şöyle bir bakınca türbeleri, minareleri, kürsüsü, mihrabı, mahfilleri ve levhalarıyla; kısacası sadece mimari yapısıyla bile Kanunî Sultan Süleyman'ı, Mimar Sinan'ı, Sultan Üçüncü Murad'ı, Dördüncü Murad'ı, Üçüncü Ahmed'i, Kazasker Mustafa İzzet Efendi'yi, Tekneci İbrahim Efendi'yi anlatır...

Ayasofya maddesiyle, manasıyla zaman içinde bir Osmanlı halini almış; hatta Mimar Sinan onu yıkılmaktan kurtaracak imar çalışmaları yaparak bu eseri ayakta tutmuştur. Bu manada, Koca Sinan'ın hakkını teslim etmemek olmaz. Bu sayımızda da Mimar Sinan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Suphi Saatçi ile Mimar Sinan'ın mimarî dehasına ve eserlerindeki inceliklere dair zevkli bir röportaj yayınlıyoruz.

Bu ay bir mimarî eseri daha sayfalarımıza taşıdık. Yüksek Mimar Mehmet Emin Yılmaz'ın imzasını taşıyan "Estergon'da Son Osmanlı" makalesi bir bakıma, üç kıtaya yayılmış ecdat yadigârlarını hatırlatıyor. Bunun gibi sahipsiz görünen, asırların yorgunluğuyla ayakta kalmaya direnen eserleri görünce, bütün ihtişamıyla sapasağlam ayakta duran ve sessizce bekleyen Ayasofya'nın kaderini daha da merak ediyoruz?

Nisan ayıyla birlikte hayır kurumlarının kermesleri başlıyor. Bu kermesler eskiden beri yapılagelen sosyal faaliyetlerin başında gelmekte. İlk defa yayınladığımız vesika ve fotoğrafları ihtiva eden "Diyarbakır'da Bir Osmanlı Kermesi" kitapçığında Osmanlı kermesleri hakkında detaylı bilgiler yer almakta.