Yedikıta Dergisi 51. Sayı (Kasım 2012)

Yedikıta Dergisi 51. Sayı (Kasım 2012)

Bu üründen 46 adet satılmıştır.

Kategori
Yedikıta Dergisi
Yayınevi
Yedikıta Dergisi
Dil
Türkçe
Boyut
21 x 29,8
ISBN
Stok
0
Sayfa Sayısı
80
Yazar
Komisyon


Her dergi aynı zamanda o günün tarihine şahitlik eder.

Gündemin ve yazarların tesiriyle konuları belirlenir, okuyucularına üzerindeki tarihin gündemini ve bakış açısını yansıtır. Bu ayki dergimiz de asırlara yayılan hadiselere şahitlik ederken, aynı zamanda yayınlandığı gündemi yansıtarak, düşünen insanlara açık mesajlar taşıyor.

Balkan savaşlarının 100. yılında Balkanlarla alakalı birçok makalemiz yayınlandı. Ancak bu ay kapakta gösterdiğimiz Çanakkale Zaferi âbidesi Balkan Harbi adına ayrı bir anlam taşıyor. Balkan Savaşlarının cereyan ettiği mahallerden Lüleburgaz'daki tarihi eser, Çanakkale Muharebelerinin hemen ardından Çanakkale dışına dikilen ilk âbidelerden olmakla beraber Yunanlıların saygısızlığının da bir nişanesi...

Doç. Dr. Hamit Pehlivanlı'nın ilgi ve hüzünle okuyacağınız "Bosna-Hersek'te Yaşanan Avusturya Zulmü" makalesi yine Balkanlardaki zulmün bir fotoğrafını çekerken Bulgaristan Lofçalı Ahmed Cevdet Paşa'nın medrese hatıralarını ilgiyle okuyacaksınız.

Dünya tarihi savaş ve zulmü farklı tarihlerde ve coğrafyalarda da yaşamıştı. Yani, günümüzde hâkim güçlerin farklı ülkelerde yıllardır uyguladığı maddi ve manevi asimilasyon politikalarının geçmişi çok eskilere dayanıyor. Bu sayımızda, Çarlık Rusyası'nın Türkistan'da uyguladığı ve kısmen devam eden asimile siyasetini gözler önüne seren Kazak yazar Fatma Kozıbakova'nın makalesiyle tarihe not düşüyoruz.

Yine bu ay siyah sayfalarla sunduğumuz Peygamber Efendimiz'e hakaret piyesiyle ilgili makale de hem 1890 senesinin tarihini anlatıyor hem de 2012'lere mesaj taşıyor. Bu iki tarihi kıyaslarken elbette o devrin ve günümüzün şartlarını göz ardı etmemek lazım; fakat böyle bir nefret davranışına halk ve devlet olarak verilen tepkinin asırlarla değil, insanların kalplerindeki hissiyatla alakası olduğuna dikkat çekmek gerekir. İnsanları karamsarlığa da sürüklemek istemeyiz, ama 1800'lü yıllardan beri zirveye tırmanan İslam düşmanlığının artık maalesef tamamen farklı boyutlara taşındığını itiraf etmeliyiz. Kamuoyundaki dinamiklere baktığımızda bu nefreti anlamanın ve tepki göstermenin bambaşka şekillerde anlaşıldığını ve çarpıtıldığını apaçık görebiliyoruz. Ülkemizde de bu nefret girişimlerine zahiri kurtarmak adına tepki veren "organize" bir kitle vardı. Basında da ağırlıklı olarak halkın ayaklanmaması telkinli programlar hâkimdi. Bu da, dini ve milli değerlerimize sahip çıkma yolunda toplumumuz üzerindeki ılımlılaştırma politikasını göstermeye yetiyor. Hâlbuki şiddete başvurmaksızın verilecek tepkiler toplumumuzun en tabii hakkıdır…

Dünya tarihinde özellikle Doğu'ya uygulanan asimilasyon siyasetini ve hafızalardan silinmeyen zulümleri bilmeden; insanı insan yapan değerleri hissederek hayatımızı tanzim etmeden herhangi bir sahada devamlı ve köklü bir ilerleme beklemenin sağlıklı ve doğru bir düşünce olmayacağı kanaatindeyiz. Bu sebeple tarihimizi anlamak ve geleceği daha doğru kavramak için dergimizin daha fazla insana ulaşmasında bütün okuyucularımızdan destek bekliyoruz.

1434 Hicrî yılınızı tebrik eder, gelecek sayımızda buluşmayı dileriz…